Çölyak Hastalığı Nedir?

Çölyak hastalığı, buğdaya olan hassasiyetin başlıca örneğidir. Ayrıca çölyak vakaları son elli yılda dört misli artmıştır ki bu da buğdayın bu dönemde geçirdiği değişimleri yansıtmaktadır. Yirmi beş yaşına kadar çölyak hastası olmamanız, kırk beş yaşında bu hastalığa tutulmayacağınız anlamına gelmez ve hastalık bağırsak faaliyetlerini bozmanın yanı sıra giderek başka belirtiler de göstermeye başlamıştır. Dolayısıyla, bağırsaklarınız sağlıklı ve büyükannenizinki kadar düzenli çalışıyor olsa bile vücudunuzdaki başka sistemlerin çölyaka benzer rahatsızlıklar yaşamadığından emin olamazsınız.

Çölyak hastalarının maruz kaldığı ishal sorunlarıyla ilgili abartılı tanımlar, M.S.100 yılında Yunan doktor Aretaeus’un hastalara oruç tutmalarını önermesiyle başladı. Yüzyıllar boyu ileri sürülen varsayımlar çölyak hastalarının bitip tükenmez ishal, kramp ve kötü beslenme sorunlarını açıklamakta yetersiz kaldı. Hint yağı, lavman ve yalnız kızarmış ekmek yemek gibi tedaviler yarar sağlamadı. Dr. Samuel Gee’nin 1880’lerde yalnızca midye yemeyi ve Dr. Sidney Haas’ın günde sekiz muz tüketmeyi öngören diyetleri bir miktar başarılı oldu.

Çölyak İle Buğday İlişkisi

Çölyak hastalığı ile buğday tüketimi arasındaki bağlantı ilk kez 1953’te Hollandalı çocuk doktoru Dr. Willem-Karel Dicke tarafından kuruldu. Çölyak hastası bir çocuğun annesi, ekmek yemediği zaman oğlundaki kaşıntıların azaldığını fark etti. İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru yaşanan kıtlık sırasında ekmek bulmak zorlaşmıştı ve Dicke çocuklarda çölyak belirtilerinin azaldığını, İsveç yardım uçakları Hollanda’ya havadan ekmek dağıtımı yaptığında ise bu belirtilerin arttığını gözlemledi. Dr. Dicke bundan sonra çocukların gelişmesi ve dışkılarındaki yağ miktarı üzerinde ölçümler yaptı ve sonunda buğday, arpa ve çavdarda bulunan glutenin yaşamı tehdit eden bir unsur olduğu sonucuna vardı. Glutenin dışlanması, muz ve midye diyetlerinden çok daha olumlu sonuçlar verdi. Her ne kadar buğdaya karşı hassasiyetin en yaygın belirtisi çölyak hastalığı değilse de, buğdayın insan bağırsaklarını hazırlıksız yakaladığında neler yapabileceğinin en canlı ve çarpıcı örneğidir.

Nüfusun yaklaşık yüzde biri az miktardaki buğday gluteninden bile etkilenmektedir. Bu insanlara gluten verdiğinizde vücudun kalan kısmını katı atıklardan koruyan hassas engel, ince bağırsak zarı işlevini yitirir. Bu da kramp, ishal ve sarı renkli dışkının sindirilmemiş yağlar yüzünden klozette yüzmesine neden olur. Bu durum yıllar boyu sürerse, çölyak hastası yediklerini sindiremez, kilo kaybeder, protein, yağ asidi, B12, D, E, K vitaminleri, folik asit, demir ve çinko eksikliği çeker.

Zarar gören bağırsak zarı buğdayın çeşitli bileşimlerinin gitmemesi gereken yerlere geçişini, örneğin kana karışmasını engelleyemez. Kanda gluten bileşimlerinden biri olan buğday gliadinine karşı oluşan antikorlara rastlanması hastalığın teşhisini sağlar. Bağırsak zarının zarar görmesi ayrıca vücudun transglutaminaz ve endomisyum gibi bileşenlere karşı da antikorlar oluşturmasına yol açar. Bağırsak kaslarındaki bu iki protein aynı zamanda çölyak teşhisi için yapılan testlerde kullanılan antikorlardır. Normal halde bağırsakta bulunan diğer “yararlı” bakteriler de kendi bileşenlerini kana göndererek iltihaplara ve bağışıklık sisteminin bozulmasına neden olurlar.

Çölyak Olma İhtimali

Birkaç yıl öncesine kadar, çölyak hastalığının nadiren oluştuğuna, binlerce kişiden birinde görüldüğüne inanılıyordu. Hastalığın tanılanmasındaki gelişim sonucu etkilenenlerin sayısı 133 kişide 1 olarak belirlendi. Çölyak hastalarının yakın akrabalarının buna yakalanma olasılığı yüzde 4.5’tur. Bağırsaklarında belli belirtilere rastlananların bu hastalığa yakalanma olasılığı ise yüzde 17 civarında. Yalnızca çölyak hastalığının teşhisinde gelişme olmamış, vakalanan sayısı da artmıştır. Buna karşın, çölyak hastalığı son derece iyi saklanan bir sırdır. Birleşik Devletler’de 133 ‘te 1 oranı çölyak hastalarının sayısının iki milyondan fazla olduğunu göstermekte; oysa bunlardan ancak yüzde 10 kadarı hastalığının ne olduğunu bilmektedir.

Hastaların yüzde 50’si klasik kramplardan, ishalden ve kilo kaybından yakınırken, diğerlerinde kansızlık, migren, eklem romatizması, sinir bozukluğu, kısırlık, boy kısalığı (çocuklarda), depresyon, kronik yorgunluk ve çölyak hastalığı ile hiçbir ilgisi olmayan başka birçok belirtiler gözlemlenmektedir.

Bazı kişilerdeyse hiçbir belirti olmayabilir ama hastalık ilerideki yaşlarda nörolojik aksamalar, idrar kaçırma, bunama ya da bağırsak kanseri şeklinde kendini gösterebilir.

Çölyak Belirtileri Nelerdir?

Çölyak hastalığının kendini sergileme biçimi de değişmektedir. Seksenlerin ortasına kadar çocuklara tanı 2 yaşına kadar ve “yetersiz büyüme” (kilo alamama ve gelişememe), ishal ve bağırsaklarda gazlanmaya dayanılarak konuluyordu. Daha yakın tarihlerde ise bu teşhis kansızlık, kronik bağırsak ağrıları ile konulmakta ya da çocuklar sekiz yaşına kadar hiçbir belirti göstermemektedir. Edmonton, Alberta’ daki Stollery Çocuk Hastanesi’nde yürütülen gcniş çaplı bir araştırmaya göre çölyak teşhisi konulan çocukların sayısı 1998’den 2007’ye kadar on bir kat artmıştır. Ne ilginçtir ki hastanede antikor testi yapılan ve hiçbir çölyak belirtisi görülmeyen çocukların yüzde 53’ü glutenin dışlanmasıyla kendilerini daha iyi hissettiklerini belirtmiştir.

Çölyak hastası yetişkinlerde de hastalığın teşhisinde benzer değişiklikler görülmektedir. “Klasik” ishal ve karın ağrılarından yakınanların sayısı azalırken, teşhis kansızlık, dermatitis herpetiformis ve alerji gibi deri döküntülerine dayanarak konulmakta ve çoğunluğunda hiçbir belirtiye rastlanmamaktadır.

Hastalık son elli yılda dört kat artış göstermiş, hatta son yirmi beş yılda iki kat yükselmiştir. Daha da kötüsü, çölyak hastalığının artışının yanı sıra Tip 1 diyabet ve multipl skleroz, Crohn hastalığı ve alerjiler gibi otoimmün hastalıklar da bu süreçte aynı ölçüde fazlalaşmıştır.

Özetlersek, genellikle kilo kaybından, ishalden, karın ağrılarından yakınan kişiye çölyak tanısı konulsa da, yirmi birinci yüzyılda, şişman ve kabız ya da zayıf ve bağırsakları normal çalışan biri de çölyaka yakalanmış olabilir. Ve bu hastalığa yakalanma olasılığınız atalarınızdan çok daha fazladır.

Çölyak Bağlantılı Hastalıklar

Çölyakla bağlantılı rahatsızlıklar, yani bağışıklıktan kaynaklanan gluten hassasiyeti, aşağıdaki hastalıkları içerir:

Dermatitis Herpetiformis

Bu döküntü, çölyak hastalığının ya da bağışıklıktan kaynaklanan gluten hassasiyetinin en çok görülen şeklidir. Dermatitis herpetifonnis genellikle dirseklerde, dizlerde ve sırtta görülen kaşıntılı ve şişkin döküntülerdir. Glutenin bırakılmasıyla döküntüler yok olur.

Karaciğer Rahatsızlığı

Çölyakla bağlantılı karaciğer hastalıkları karaciğer testlerinde görülen hafif anormalliklerden kronik aktif hepatite, primer biliyer sirozdan safra yolu kanserine kadar çeşitli biçimlerde kendini gösterir. Karaciğer mide ve bağırsak sisteminin bir parçası olmasına karşın, diğer immün aracılı gluten hassasiyetinde olduğu gibi, çoğunlukla ishal görülmez.

Otoimmün Hastalıklar

Bağışıklık sisteminin bozulması yüzünden çeşitli organlara saldırıların olması çölyak hastalarında sık görülen bir durumdur. (Çölyak hastaları romatoid artrit, Hashimoto tiroiditi; lupııs ve astım gibi bağ dokusu hastalıkları; ülseratif kolit, Crohn hastalığı gibi inflamatuar bağırsak hastalıklarına yakalanabilirler. Romatoid artrit çok ağrılı ve eklemlerin deformasyonuna yol açan bir hastalıktır ve iltihapların glutenin dışlanmasıyla azaldığı ya da yok olduğu gözlcmlenmiştir. İnflamatuar bağırsak hastalıkları, ülseratif kolit ve Crohn hastalığı riski özellikle yüksektir ve çölyak hastası olmayanlara kıyasla altmış sekiz kat fazladır.

İnsüline Bağımlı Diyabet

Çölyak Nedir? 1
Diyabet

İnsüline bağımlı Tip 1 diyabet hastası olan çocukların çölyak hastalığının antikor göstergelerine sahip olma olasılığı yüksektir ve bu hastalığa yakalanma riskleri yirmi kat fazladır.Şeker hastalığının nedeninin buğday gluteni olup olmadığı henüz kesin değildir ama araştırmalar Tip 1 diyabetin bir alt grubunun glutene maruz kalınmasıyla hastalığın tetiklendiğini ortaya koymuştur.

Nörolojik Bozukluklar

Nedeni belirlenemeyen denge bozukluğu ve ataksi, his kaybı ve bacak adalelerini kontrol altına alamama (periferik nöropati) gibi şikayetleri bulunanlarda çölyak belirtileri şaşılacak düzeydedir (yüzde 50). Daha da korkuncu, belirtileri şiddetli baş ağrıları, ataksi ve bunama olan ve ölümle sonuçlanabilen glüten ensefalopatisidir; MRI çekiminde beyindeki beyaz maddede anormallikler görülür.

Beslenme Yetersizliği

Demir eksikliğine bağlı anemi (kansızlık) çölyak hastalarında sık görülen bir durumdur ve bu hastaların yüzde 69’unu etkiler. B 12 vitamini, folik asit, çinko, yağda çözülen A, D, E ve K vitaminlerinin eksikliği de sık görülen durumlardır.

Yukarıda sayılanların yanı sıra çölyak hastalığı ve/veya immün aracılı gluten hassasiyetine bağlı neredeyse yüzlerce hastalık vardır ancak bunlar daha az bilinmektedir. Glutenden kaynaklanan reaksiyonların vücuttaki bütün organları etkilediği belgelenmiştir. Gözler, beyin, sinüsler, ciğerler, kemikler.. Gluten antikorları bunların hepsine ulaşır.

Yukarıda derlemiş olduğumuz yazımızın sizleri bilgilendirdiğini umarız. Konu başlığımız ile ilgili daha fazla bilgiye aşağıdaki linklerden de ulaşabilirsiniz http://www.colyak.org.tr/sayfa.asp?Sayfa=Kategori&Bolum=5 ve http://www.vahdetinglutensizdunyasi.com/?pnum=5&pt=%C3%87%C3%B6lyak+Nedir+%3F

Glutensiz beslenme ile ilgili tüm ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz, 100’lerce güvenilir ürün bulabileceğiniz online satış sitemize https://www.glutensiznokta.com.tr ziyaretleriniz bizlere güç katacaktır.